Qin Hanedanı (秦朝) Doğu Zhou Hanedanı’nın etkinliğini kaybetmesinden sonra, özellikle M.Ö. 230’dan itibaren, Qi (齐) ve Chu (楚) devletleriyle kıyasıya çekişti. MÖ 221’e gelindiğinde hakimiyeti tamamen elde etti. Ömrü 15 sene gibi hayli kısa bir süre olmasına karşın “Muharip Devletler Dönemi”nde çekiştiği 6 devleti daha yutarak Çin’in ilk imparatorluğunu kurdu. Kültürel olarak ve kendinden sonra gelecek imparatorluklar için çok önemli izler bıraktı.

Hanedanın Başkenti
Qin bölgesi, Zhou Hanedanı topraklarının kuzeybatısında, günümüz Shaanxi eyaletinde (陕西) yer alıyordu. Qin Hanedanlığı'nın başkenti, Qin hakimiyeti kurulduktan sonra genişleyen Xianyang (咸阳) idi.
Qinliler, Zhou Hanedanı tarafından barbar bir topluluk olarak görülüyorlardı. Ancak Qin yönetici sınıfı kendilerinin Zhou topraklarının meşru mirasçısı olduğunu düşünüyordu ve yüzyıllar boyunca evlilik de dahil olmak üzere çeşitli diplomatik yollarla politik konumlarını güçlendirdiler.
Qin Shi Huang (秦始皇)
Gerçek ismiyle Ying Zheng (嬴政) ya da Zhao Zheng (趙政), ilk Qin İmparatoru, yayılmacı bir politika izliyordu. Çin’de ilk merkezî bürokratik devlet düzenini kurdu. İmparatorluğa herkes için geçerli olan bir yasa, para birimi, karayolu sistemi, ağırlık ve uzunluk ölçüleri ile standartlaştırılmış yazı karakterleri kazandırmıştır. Geniş bir coğrafyada hüküm süren bir imparatorluk için hukuk, ekonomi ve bilim alanlarında yapılan bu reformlar elzemdi ve Çin’in birleştirilmesinde çok önemli rol oynadı. “Çin” adının ve Batı dillerindeki benzerlerinin kökenine ilişkin yaygın açıklamalardan biri, bu adı Qin’e bağlar.
MÖ 213’te Li Si’nin önerisiyle, özel koleksiyonlardaki bazı tarih ve düşünce eserlerinin yakılması emredildi. Tıp, tarım ve kehanet gibi alanlardaki kitaplar bu yasağın dışında tutuldu. Olayın anlatısı, sonraki Han döneminin kaynaklarıyla günümüze ulaşmıştır. Qin yönetiminde etkili olan legalizm, güçlü bir merkezi otoriteyi ve yasaların ödül-ceza yoluyla uygulanmasını savunuyordu.

Çok güçlü bir imparatordu ancak ölümden de çok korkardı. Görkemli Terrakotta ordusunu yaptırdı. Kuzeydeki göçebe topluluklara karşı mevcut savunma duvarlarını birleştirip genişletti.

Tarihsel anlatılara göre ölümsüzlük arayışı sırasında saraylar arasında gizlice hareket eder, bulunduğu yerin bilinmesini istemezdi. Vatandaşlar imparatorun ismini belgelerde geçiremiyordu. Yerini çoğu kimse bilmiyordu ancak bilenler eğer söylerlerse idam cezasıyla karşı karşıya kalıyorlardı.
Qin Shi Huang’ın Ölümü

Qin Shi Huang M.Ö. 210’da Doğu Çin’i gezerken hayata gözlerini yumdu. Yardımcıları ölümünü gizlemek için geziye devam ettiler. Cesetten yayılacak kokuyu bastırması içinse beraberlerinde bulunan arabalarda balık taşıttılar.
Aynı zamanda bu yardımcılar Qin Shi Huang’ın ağzından bir de mektup yazarak veliaht Fu Su’ya (扶苏) gönderdiler. Mektup Fu Su’nun intihar etmesini istiyordu. Fu Su bu duruma itiraz etmedi ve babasından geldiğini düşündüğü bu isteği yerine getirdi.
Yardımcılar Qin Shi Huang’ın daha kolay yönlendirebileceklerini düşündükleri küçük oğlu Qin Er Shi’yı (秦二世) tahta geçirdiler.
Hanedan Sona Eriyor

Qin Shi Huang’ın ölümünden sonra saray içindeki mücadeleler ve ayaklanmalar devleti zayıflattı. İkinci imparator Qin Er Shi, Zhao Gao’nun baskısıyla hayatına son verdi. Ardından tahta çıkan Ziying, MÖ 207’de Liu Bang’a teslim oldu. Başkente daha sonra giren Xiang Yu, Ziying’i öldürttü ve kenti yağmaladı. Qin yönetiminin yıkılmasının ardından Xiang Yu, ele geçirilen toprakları on sekiz krallığa ayırdı.
Han Nehri Vadisinde hüküm süren Han Beyliğinden (汉) Liu Bang (刘邦) Xiang Yu’ye karşı isyan etti. M.Ö. 202 yılında Xiang Yu intihar etti ve böylece imparatorluk Han Hanedanı’nın eline geçti. Han Hanedanı Qin kurumlarının ve geleneklerinin çoğunu benimsedi ve böylece Qin Hanedanı kısa sürede sonlanmasına rağmen kendinden sonra gelen Çin imparatorları üzerinde büyük bir iz bıraktı. Böylelikle Çin’de 1912 yılında sona erinceye dek süren imparatorluklar dönemi başlamış oldu.
