Eski Türk kültür tarihinde de yeri olan şamanizm (萨满教 - sàmǎnjiào), ruhlarla ilişki kurduğuna inanılan kişilerin ritüelleri çevresinde gelişen farklı gelenekleri kapsar. Sibirya, Orta Asya ve Kuzeydoğu Asya’da çok çeşitli biçimleri görülür. Benzer uygulamalar başka coğrafyalarda da bulunur; ancak hepsini tek bir kökene veya tek bir inanç sistemine bağlamak güçtür.

Bu geleneklerde doğa, hayvanlar, atalar ve ruhlar önemli yer tutar. Canlıların ve doğadaki varlıkların ruh sahibi olduğu düşüncesi, yani animizm, şamanik uygulamalarla sık sık bir arada görülür. Yine de her topluluğun tanrılar ve ruhlar hakkındaki anlayışı aynı değildir.
“Şaman” sözcüğü Avrupa dillerine Rusça üzerinden, Tunguz dillerinden geçmiştir. Türkçedeki “kam”, Moğolcadaki “böge” ve Çincedeki “wu” (巫) gibi adlar da ruhlarla ilişki kuran ritüel uzmanları için kullanılmıştır; bunların hepsi aynı sözcüğün türevleri değildir.
Farklı şamanizm geleneklerinin farklı uygulama yöntemleri ve özellikleri vardır. Şamanın ritüel sırasında başka bir alemle ilişki kurduğuna, oradan edindiği bilgi veya yardımla topluluğuna döndüğüne inanılır.
Şaman bu ritüelleri yerine getiren kişidir; şamanizm ise ilgili inanç ve uygulamalar için kullanılan genel bir terimdir.

Şamanların sık rastlanan görevlerinden biri, hastalıkların nedenini ruhlarla ilişkilendirerek şifa ritüelleri yapmaktır. Bazı geleneklerde kehanet, rüya yorumlama, hava koşullarını etkileme veya ölülerin ruhlarına yol gösterme görevleri de üstlenirler. Bunlar ilgili toplulukların inançlarıdır; tıbbi tedavi etkisinin kanıtlandığı anlamına gelmez.
Çin’de Şamanizm
Şamanik gelenekler Çin’in kuzeyindeki çeşitli toplulukların tarihinde önemli yer tutar. Budizm veya İslam’ı benimseyen bazı topluluklarda da önceki ritüellerin izleri korunmuştur.
Mançu, Xibe, Hezhe, Oroqen, Ewenki ve Daur topluluklarında farklı şamanik gelenekler görülür. Kore’de de bu tür uygulamalar sürer. Japon Şinto geleneğiyle bazı benzerlikler kurulsa da Şinto’yu bütünüyle şamanizmin bir çeşidi olarak tanımlamak doğru olmaz.
Mançuların ataları olan Jurchenlerde de şamanik uygulamalar vardı; bu gelenek Çin’e ilk kez Qing döneminde gelmiş değildir. Qing sarayında Mançu ritüelleri korunmuş ve imparatorluk törenlerinin parçası olmuştur. Yasak Şehir’deki Kunning Sarayı, bu törenlerin yapıldığı yerlerden biridir. Saray ritüelleri 1747’de tamamlanan bir metinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
Qing Sarayında Ritüeller
Kunning Sarayı’nda bu uygulamaların mimariye kadar uzanan izleri vardı. Qing döneminde iç düzen Mançu törenlerine uygun biçimde değiştirildi; sunuların hazırlanması ve pişirilmesi için alanlar ayrıldı. Kurban edilen hayvanların eti törene katılan saray mensuplarına dağıtılıyordu. Böylece ibadet, sarayın gündelik işleyişinde zamanı, görevleri ve katılımcıları belirlenmiş bir faaliyete dönüşüyordu.
Qianlong döneminde hazırlanan Mançu ayin kitabı, dualar ve tören sıralarının yanında kullanılan eşyaların çizimlerini de içeriyordu. Günlük, aylık ve mevsimlik törenler ayrı ayrı ele alınıyordu. Bu ayrıntılı düzenin kapsamı saraydı: Her Mançu ailesinin aynı imkanlarla aynı törenleri yaptığı sonucuna varamayız. Saray uygulamasıyla yerel toplulukların ritüellerini ayırmak, kaynakları okurken önemli bir fark yaratır.
Mançu saray çevresinde Budist ibadetler de sürüyordu. Örneğin Prens Gong’un konağına ilişkin müze belgeleri, şamanik törenlerle Budist uygulamaların aynı hanenin dini hayatında yer aldığını gösteriyor. Çin’de inanç tarihini anlamak için bazen tek bir din adı yerine, bir ailenin hangi törende ne yaptığına bakmak daha açıklayıcı oluyor.
Hezhe Geleneğinde Ruh Anlayışı
Hezhe topluluğuna ilişkin anlatılarda ruhların bedenden ayrılması ve ölümden sonraki durumu ayrıntılı biçimde ele alınır. Burada verilen üçlü ayrım, bu anlatıları tanımak için bir örnektir. Adlar Çince yazıya geçirilmiş biçimleriyle gösterilmiştir; pinyin ise bu karakterlerin Mandarin okunuşudur, Hezhe dilindeki özgün telaffuz değildir.
Bazı Hezhe anlatılarında insanın üç ruhu olduğu kabul edilir:
1. Hayatın Ruhu (斡仁 - wò rén)
Yaşam tanrısı tarafından bahşedilmiştir. İnsan yaşarken onunla birliktedir ve bir kişi öldüğünde vücudu terk eder, sonsuza dek kaybolur.
2. Düşünce Ruhu (哈尼 - hāní)
Bu anlatıya göre düşünce ruhu, rüyalar ve zihinsel deneyimler sırasında bedenden geçici olarak ayrılabilir. Ölümden sonra kaybolmaz, bu yüzden bir şamanın onu yeraltı dünyasına göndermesi gerektiğine inanılır, böylece dünyada sorun yaratmaz veya insanlara ve hayvanlara zarar vermez.
3. Reenkarnasyon Ruhu (法加库 - fǎ jiā kù)
Reenkarnasyon tanrısı tarafından verilir. Ölümden sonra insanlar, insan olarak reenkarne edilir veya hayvanlara/bitkilere dönüşür. Bu ruhların görülemeyeceğine, ancak seslerinin duyulabileceğine inanılır.
Üç Alem
Bu Hezhe anlatılarında evrenin üst, orta ve alt alemlere bölündüğü düşünülür. Tanrıların yaşadığı, cennetteki üst alem, yedi kata ayrılmıştır. En yetkili tanrılar en üst düzeydedir. Orta alem, insanların, hayvanların ve bitkilerin bulunduğu yerdir. Alt alem, yeraltı dünyasıdır ve birkaç katmandan oluşur. Burada ata ruhları, sıradan ölü ruhlar ve büyük/küçük hayaletler yaşar. İnsanlar, tanrıların nimetlerinin ve hayaletlerin kötülüklerinin etkileri altında, bu iki etki arasında kalır. Şamanın üst ve alt alemlere ulaşabildiğine, üç alem arasında yolculuk yapabildiğine inanılır.
