Üç Krallık döneminin ikinci bölümünde, güneybatıdaki Shu Han ile Yangzi Nehri çevresinde güçlenen Wu’yu ele alıyoruz. Kuzeydeki Wei’ye karşı zaman zaman ittifak kuran bu iki devlet, birbirleriyle de savaştı. Bu değişen ilişkiler, dönemi yalnızca üç rakibin kesintisiz mücadelesi olarak anlatmayı zorlaştırıyor. Kimin hangi bölgeyi tuttuğu, ittifaklar kadar belirleyiciydi.

Shu Han: Han Hanedanlığını Sürdürme İddiası
Liu Bei, 221’de Chengdu’da imparatorluğunu ilan etti. Devletin merkezi, bugünkü Sichuan’ın verimli havzasıydı. Han imparatorluk ailesinden geldiğini ileri süren Liu Bei, kendisini yeni bir hanedanın kurucusundan çok Han’ın devamı olarak sundu. “Shu Han” adı bu yüzden hem devletin bulunduğu bölgeyi hem de siyasi iddiasını ifade eder. Devletin iki hükümdarı oldu: Liu Bei 221–223, oğlu Liu Shan ise 223–263 yıllarında hüküm sürdü.
Bu kuruluşun gerisinde uzun bir mücadele vardı. Liu Bei, 208’de Kızıl Kayalar’da Cao Cao’ya karşı Sun Quan ile aynı tarafta yer almıştı. Zafer, Cao Cao’nun güneye ilerleyişini durdurdu ve Liu Bei’nin bölgedeki konumunu güçlendirmesine fırsat verdi. Ancak ortak düşmana karşı kazanılan savaş, müttefikler arasındaki toprak anlaşmazlıklarını çözmedi.
İttifakı Bozan Jing Bölgesi ve Yiling Yenilgisi
Yangzi havzasındaki Jing bölgesi, hem doğuya hem batıya ulaşımı etkileyen stratejik bir alandı. Sun Quan’ın kuvvetleri 219’da Liu Bei’nin buradaki topraklarını ele geçirdi; Liu Bei’nin önemli komutanlarından Guan Yu da bu çatışmalar sırasında öldürüldü. İki taraf arasındaki gerilim açık savaşa dönüştü.
Liu Bei’nin Wu’ya karşı giriştiği sefer, 222’de Yiling’de Lu Xun karşısında ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. Kayıp, Shu’nun doğuya doğru genişleme imkanını daralttı. Liu Bei ertesi yıl öldüğünde, genç Liu Shan’a hem yenilmiş bir ordunun toparlanması hem de güçlü komşularla ilişkilerin yeniden kurulması sorunu kaldı. Zhuge Liang yönetiminde Wu ile ittifakın yenilenmesi, Wei’ye karşı mücadeleye odaklanmayı sağladı.
Kuzey Seferleri ve Shu’nun Sonu
Zhuge Liang, Wei’ye karşı kuzey seferleri düzenlerken devletin yönetimi ve ordunun ihtiyaçlarıyla da ilgileniyordu. Sichuan havzası önemli bir üretim alanıydı; fakat kuzeye ulaşan dağlık yollar, asker ve erzak taşımayı güçleştiriyordu. Bir ordunun ilerleyebileceği mesafeyi yalnızca savaş gücü değil, yiyeceğin ne kadar süre ulaştırılabildiği de belirliyordu.
Zhuge Liang’ın 234’te ölümünden sonra Shu yaşamaya devam etti. Daha sonraki dönemde Jiang Wei kuzey seferlerini sürdürdü; buna rağmen Wei’ye karşı kalıcı bir üstünlük kurulamadı. 263’te Wei orduları Shu üzerine yürüdü. Liu Shan’ın teslim olmasıyla devlet sona erdi. Eski hükümdarın Luoyang’da yaşamasına izin verildi. Shu’nun yıkılışı, güneydeki güç dengesini Wu aleyhine değiştirdi: Artık batıda ortak hareket edebileceği bir komşusu kalmamıştı.
Wu: Yangzi Çevresinde Kurulan Devlet
Sun Quan’ın yönetimi 222’den itibaren bağımsız bir krallık olarak anılır; kendisi imparator unvanını 229’da aldı. Wu’nun başlangıcı için iki farklı tarihle karşılaşılmasının sebebi budur. Başlıca yönetim merkezi Jianye, bugünkü Nanjing’di. Yangzi Nehri, Wu’nun savunmasında olduğu kadar asker ve malzeme taşınmasında da önemliydi.
Sun Quan, Wei’nin saldırılarına karşı koyarken Shu ile ilişkilerini de değişen koşullara göre düzenledi. Yiling’de Liu Bei’yi yenmiş olması, iki devletin daha sonra tekrar yakınlaşmasına engel olmadı. Wei’nin kuzeydeki gücü karşısında ittifak, her iki taraf için de yararlıydı. Böylece çatışma ve iş birliği aynı dönemin parçaları oldu.
Sun Quan 252’de öldüğünde yerine küçük yaştaki oğlu Sun Liang geçti. Onu 258’de Sun Xiu, 264’te Sun Hao izledi. Saraydaki iktidar mücadeleleri yönetimi zorladı; yine de Wu, Sun Quan’ın ölümünden sonra yaklaşık otuz yıl daha varlığını korudu. Çöküşü tek bir hükümdarın ölümüyle başlayan kaçınılmaz bir süreç gibi anlatmak, bu uzun dönemi gözden kaçırır.
280: Üç Krallık Döneminin Kapanışı
Kuzeyde de hanedan değişmişti. Wei yönetiminde güç kazanan Sima ailesinden Sima Yan, 265–266 geçişinde Jin Hanedanlığı’nı kurdu. Wu’ya son saldırıyı düzenleyen devlet bu nedenle Wei değil, Jin oldu. Shu’nun eski topraklarının da Jin’in elinde olması, Wu üzerindeki baskıyı artırıyordu.
279’un sonlarında başlayan büyük sefer, ertesi yıl Wu’nun yenilgisiyle sonuçlandı. Sun Hao’nun 280’de teslim olması, Üç Krallık döneminin geleneksel bitiş tarihi kabul edilir. Han’ın dağılmasından sonra oluşan üçlü siyasi düzen sona ermiş, ülke Jin yönetiminde yeniden birleşmişti. Bu birlik uzun sürmeyecekti; fakat sonraki bölünmeler, artık başka bir hanedanın iç sorunları ve yeni güç mücadeleleri içinde gelişecekti.
