
Sui Hanedanlığı, 581’den 618’e kadar yalnızca 37 yıl hüküm sürdü. Bu kısa dönemde kuzey ve güney yeniden aynı yönetimde birleşti, büyük bir kanal ağı kuruldu ve imparatorluğun idaresi yeniden düzenlendi. Fakat bu işleri gerçekleştiren devlet, birkaç yıl içinde ordusunun ve halkının önemli bir bölümünün desteğini kaybetti. Sui’nin hikayesini ilginç kılan da bu: Bir ülkeyi birleştirebilen yönetim, onu elinde tutmayı neden başaramadı?
Bölünmüş bir ülkeden tek yönetime
Sui’den önce Çin’in kuzeyi ve güneyi uzun süre farklı hanedanların elindeydi. Kuzeydeki saray çevreleriyle güneydeki köklü ailelerin siyasi alışkanlıkları ve çıkarları birbirinden farklılaşmıştı. Aralarında savaşlar olsa da ticaret, göç ve Budist rahiplerin seyahatleri sürüyordu. Dolayısıyla Yang Jian’ın önünde hem askeri hem idari bir sorun vardı: Güneyi ele geçirdikten sonra oradaki insanları da aynı devletin yönetimine katmak.
Yang Jian, Kuzey Zhou sarayındaki güç mücadelesinden üstün çıkarak 581’de Sui’yi kurdu ve İmparator Wen adıyla hüküm sürdü. Kuzeydeki konumunu sağlamlaştırdıktan sonra ordularını güneye yöneltti. 589’da Chen Hanedanı’nın yenilmesiyle, yüzyıllardır süren kuzey–güney ayrılığı sona erdi. Sui’nin kuruluşuyla birleşmenin aynı olay olmaması önemli: Yeni hanedan, ilk sekiz yılını bu hakimiyeti kurarak geçirdi.

İmparator Wen’in devleti nasıl işleyecekti?
Fethedilen toprakların aynı hükümdara bağlı olması, vergilerin düzenli toplanacağı veya emirlerin her yerde uygulanacağı anlamına gelmiyordu. Wen, kendisinden önceki kuzey hanedanlarından kalan kurumları yeniden düzenleyerek kararları merkezde toplamaya çalıştı. Yerel yöneticileri denetlemek, haneleri kayda geçirmek ve üretimden devlete düşen payı belirlemek, bu çabanın gündelik karşılıklarıydı.
Toprak düzenlemeleri ve tahıl depoları da bu yönetimin parçalarıydı. Devletin elindeki tahıl, başkentin ve ordunun beslenmesinde kullanılıyor; kıtlık dönemlerinde ise erzak sağlamak için bir kaynak oluşturuyordu. Budizmi destekleyen Wen, farklı bölgelerde yaygın olan bu inançtan da yararlandı. Tapınakları himaye ederken din adamlarını denetim altında tutması, dini desteği siyasi otoriteden ayrı düşünmediğini gösterir.
Büyük Kanal: Tahıl neden su yoluyla taşınıyordu?

Çin’in büyük nehirleri genel olarak batıdan doğuya akar. Oysa devletin güneyde üretilen tahılı kuzeydeki siyasi ve askeri merkezlere ulaştırması gerekiyordu. Aradaki mesafeyi kara yoluyla aşmak, yük hayvanları, arabalar ve çok sayıda insan gerektiriyordu. Nehirleri birbirine bağlayan kanallar, ağır yükleri teknelerle taşımayı mümkün kıldı.
Sui, Büyük Kanal’ı sıfırdan icat etmedi. Daha eski su yollarını genişletti ve birbirine bağladı. Özellikle Wen’in oğlu İmparator Yang, yani Yang Guang döneminde yürütülen çalışmalarla Luoyang merkezli bir ulaşım ağı oluştu. Bugün Pekin–Hangzhou Kanalı diye bildiğimiz güzergah ise sonraki hanedanların değişiklikleriyle şekillendi. Sui döneminin asıl yeniliği, ayrı su yollarını imparatorluk ölçeğinde bir taşıma sistemi olarak kullanmaktı.
Bu sistem tahılın yanında asker, malzeme ve resmi görevlilerin hareketini de kolaylaştırdı. Ancak kanalı kullanmanın yararıyla onu açmanın bedeli aynı insanlara, aynı zamanda yansımıyordu. İnşaatlarda çalışmak üzere evinden alınan bir çiftçi için devletin ulaşım projesi, tarlasında geçiremediği günler ve ailesinin eksilen iş gücü demekti.
Sınırdaki duvarlar, içerideki yük

Sui hükümdarları kuzey sınırındaki savunma hatlarını da onardı ve genişletti. Burada söz konusu olan, bugün fotoğraflarda sık gördüğümüz Ming dönemi tuğla duvarının aynısı değildi. Farklı dönemlerde yapılmış hatlar, geçitler ve tahkimatlar kullanılıyordu. Kuzeydeki Türk kağanlıklarıyla ilişkiler de yalnızca duvarlardan ibaret değildi; diplomasi ve bu siyasi güçlerin kendi aralarındaki rekabeti izlemek, sınır siyasetinin bir parçasıydı.
Kanal, sur ve başkent inşaatları aynı insan ve erzak kaynaklarına dayanıyordu. Zorunlu çalışma yükümlülüklerine askerlik de eklendiğinde, bir hanenin hem üretime devam etmesi hem devletten gelen talepleri karşılaması zorlaşıyordu. Yang dönemindeki sorunların büyümesinde bu yüklerin üst üste binmesi etkili oldu.
Hanedanlık neden düştü?
İmparator Yang’ın Goguryeo’ya karşı 612, 613 ve 614’te düzenlediği seferler, devleti daha da zorladı. Bugünkü Kore Yarımadası’nın kuzeyiyle Mançurya’nın bir bölümünde hüküm süren bu krallığı yenmek, büyük bir orduyu uzak mesafelere taşımayı ve sürekli beslemeyi gerektiriyordu. 612 seferi ağır kayıplarla sonuçlandı. Sonraki yıl Yang cephedeyken içeride çıkan bir ayaklanma, seferin yarıda bırakılmasına yol açtı.
Seferler sürerken kuzeydeki sel, kuraklık ve kıtlıklar vergi ve asker toplama baskısıyla birleşti. İnsanların bir bölümü askerlikten ve yükümlülüklerden kaçıyor, bazıları silahlı gruplara katılıyordu. Yerel ayaklanmalar büyüdükçe merkez, onları bastırmak için daha fazla kaynak istiyor; bu talepler de yeni hoşnutsuzluklar yaratıyordu. Çöküşü yalnızca “kötü bir imparator” diye açıklamak, bu döngüyü gözden kaçırır.
617’de Li Yuan, başkent Chang’an’ı ele geçirdi. Yang ise güneyde, Jiangdu’da bulunuyordu ve 618’de bir saray darbesinde öldürüldü. Aynı yıl Li Yuan, Tang Hanedanı’nı ilan etti; ülke üzerindeki mücadeleler hemen bitmedi. Tang yönetimi, Sui’den kalan idari düzeni ve ulaşım ağını kullanarak hakimiyetini genişletti. Böylece Sui’nin hükümdarları sahneden çekildi, fakat kurdukları devletin önemli parçaları yeni hanedanın elinde çalışmaya devam etti.
