Chengyu (成语), Çincede çoğunlukla dört karakterden oluşan kalıplaşmış ifadelere verilen addır. Bazıları eski bir metindeki hikayeyi birkaç karaktere sığdırır; bazıları günlük konuşmada bir durumu kısaca anlatır. Karakterleri tek tek çevirmek her zaman anlamı çözmeye yetmez. Örneğin mızrak ve kalkan sözcüklerinin yan yana gelmesi, bir cümlenin kendi içinde çeliştiğini anlatabilir.
Aşağıdaki yedi ifadede hem Türkçe karşılığına hem de kullanıldığı duruma bakacağız. Pinyin yazımındaki işaretler tonları gösteriyor. Örnek cümleyi bir bütün olarak okumak, ifadenin cümlede nereye yerleştiğini de görmeyi sağlar.

1- 脚踏实地 (jiǎo tà shí dì)
Kelime kelime “ayaklarını sağlam yere basmak” demektir. Bir işi gerçekçi biçimde, emek vererek ve adım adım yapmak için kullanılır. Büyük planlar anlatıp harekete geçmeyen birine söylenebileceği gibi, çalışmasını dikkatle sürdüren birini överken de kullanılabilir. Aşağıdaki örnekte gösterişten vazgeçip somut işe yönelme anlamı öne çıkıyor.
Örnek: 他们渐渐丢了那空架子,脚踏实地向前走去 - Tāmen jiànjiàn diūle nà kōngjiàzi, jiǎotàshídì xiàng qián zǒu qù
Anlamı: Gösterişi yavaş yavaş bıraktılar ve sağlam adımlarla ilerlediler.
2- 一箭双雕 (yī jiàn shuāng diāo)
Sözcüklerin düz anlamı “bir okla iki kartal vurmak”tır; Türkçedeki “bir taşla iki kuş vurmak”la karşılanabilir. Aynı eylemle iki ayrı yarar elde etmeyi anlatır. Söz gelimi yürüyerek işe gitmek hem hareket etmeyi hem ulaşım masrafından tasarruf etmeyi sağlıyorsa, bu ifade o iki sonucu birlikte vurgular.
Örnek: 他想了好久,终于想出了一个一箭双雕的主意 - Tā xiǎngle hǎojiǔ, zhōngyú xiǎng chūle yīgè yījiànshuāngdiāo de zhǔyì
Anlamı: Uzun süre düşündükten sonra sonunda bir taşla iki kuş vuran bir fikir buldu.
3- 马马虎虎 (mǎ mǎ hū hū)
Gündelik konuşmada “şöyle böyle” veya “idare eder” anlamında kullanılabilir. Fakat bir işin yapılışını anlatırken özensizlik ya da baştan savma çalışma anlamı da taşır. Bu nedenle güçlü bir övgü olarak kullanılmaz. Bir restoranın hizmeti için söylendiğinde, hizmetin beklentiyi ancak kısmen karşıladığı anlaşılır.
Örnek: 那家餐馆的服务马马虎虎。- Nà jiā cānguǎn de fúwù mǎmǎhūhū.
Anlamı: Restorandaki servis idare ederdi.

4- 自相矛盾 (zì xiāng máo dùn)
Kendi içinde çelişmek anlamına gelir. 矛 “mızrak”, 盾 ise “kalkan”dır. Han Feizi’de anlatılan hikayede bir satıcı, kalkanını hiçbir şeyin delemeyeceğini ve mızrağının her şeyi delebileceğini söyler. Biri, kendi mızrağıyla kendi kalkanına vurursa ne olacağını sorunca cevap veremez. İfade, birbirini geçersiz kılan iddiaları anlatmak için kullanılır; iki kişinin farklı fikirde olması tek başına bu duruma örnek değildir.
Örnek: 他的话自相矛盾 - Tā de huà zì xiāng máodùn
Anlamı: Söyledikleri kendi içinde çelişiyor.
5- 翻来覆去(fān lái fù qù)
Yatakta bir o yana bir bu yana dönmeyi anlatabilir. Bunun yanında bir konuyu zihninde tekrar tekrar düşünmek ya da aynı sözleri dönüp dolaşıp söylemek için de kullanılır. Aşağıdaki cümlede gece uyuyamamak ve yatakta dönüp durmak anlamı var. İfadenin hangi anlamda kullanıldığını çevresindeki sözcükler belirler.
Örnek: 为了那件事,他翻来覆去,一夜也没睡好 - Wèile nà jiàn shì, tā fānláifùqù, yīyè yě méi shuì hǎo
Anlamı: Bu nedenden dolayı bütün gece dönüp durdu ve uyuyamadı.

6- 刮目相看 (guā mù xiāng kàn)
Birini yeni bir gözle görmek, onun hakkındaki eski değerlendirmeyi değiştirmek anlamına gelir. Özellikle kişinin gelişmesi ya da beklenmedik bir beceri göstermesi üzerine söylenir. İfadenin dayandığı anlatıda komutan Lü Meng kendini okumaya verir; Lu Su onun bilgisine şaşırınca, bir süre ayrı kalınan insanı yeniden değerlendirmek gerektiği söylenir. Örnekte de oyuncunun becerisi, diğerlerinin onun hakkındaki fikrini değiştiriyor.
Örnek: 他的球技令我们对他刮目相看。
Tā de qiújì lìng wǒmen duì tā guāmùxiāngkàn
Anlamı: Top oyunundaki becerisi, ona başka bir gözle bakmamızı sağladı.
7- 不约而同 (bù yuē ér tóng)
Önceden sözleşmeden veya birbirine danışmadan aynı davranışta bulunmayı anlatır. Birden fazla kişinin aynı cevabı vermesi ya da aynı anda gülmesi için de kullanılabilir. Örnekte arkadaşlar parkta buluşmak üzere anlaşmamıştır; herkesin oraya gelmesi kendiliğinden gerçekleşir. Cümledeki 地, ifadenin gelme eyleminin nasıl gerçekleştiğini anlattığını gösterir.
星期天,我和同学们不约而同地来到了公园。- Xīngqítiān, wǒ hé tóngxuémen bùyuē'értóng de lái dàole gōngyuán.
Anlamı: Pazar günü, önceden sözleşmediğimiz halde sınıf arkadaşlarımla hepimiz parka geldik.
