Günümüzde bonsai denince akla önce Japonya gelse de bu sanatın öncüsü Çin’deki penjing geleneğidir. Bonsai tek bir ağaç türünün adı değildir; farklı ağaç ve çalıların saksıda küçük ölçekte yetiştirilip biçimlendirilmesini anlatır. Penjing ise ağaçların yanında taş ve su gibi unsurlarla minyatür manzaralar da oluşturabilir.

Çinliler binlerce yıldır botaniğe ve çiçeklere ilgili bir toplum ve zengin bir bitki örtüsü çeşitliliğine sahipler. Bahçeleri, büyük ağaçların yanında minyatür ağaç ve çalılardan oluşur. Çünkü Çinliler minyatür objelerin onlara mistik ve büyülü güçler bahşettiğine inanıyorlardı.
Bonsai, Çin ve Japonya’da farklı şekilde gelişti. Çin’de penjing, farklı bölgesel üsluplarla gelişti; kayalar ve ağaçların biçimiyle manzaranın karakterini yansıtmak öne çıktı. Japonya’da ise bonsai kendine özgü estetik kurallar kazandı. Her iki türün de kendine has cazibesi ve hayranları var. Ama Çin’in ağaçları çizimlere de konu olan köklü bir kültürün vücut bulmuş halidir.

Bu şahane ağaçların yetişmesi çok emek gerektiriyor. Bebek gibi bakılması ve ilgilenilmesi gereken bu ağaçların kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi, yetiştiricilerin sabrına ve bilgisine bağlı. Zen Budist geleneği, bonsainin estetiğine büyük ölçüde katkıda bulunur.
