Çin mimarisi düşünüldüğünde ilk akla gelen şeyler ‘süpürme çatı’ adı verilen köşelerinde kıvrım olan eğrilikli çatılar, canlı renkler, altın varaklar, bol ağaçlı bahçeler ve genellikle ahşap, enine geniş binalardır. Bu binalara emek veren insanlar Çin Seddi (长城), Yasak Şehir (故宫) ve İlk Çin İmparatoru Qin Shihuang’ın Mezarı (秦始皇陵) gibi birçok mimari mucize yaratmışlardır. Genellikle saraylarda ve tapınaklarda bulunan bu tasarımlar, günümüzde dahi Çin, Güney ve Güneydoğu Asya ülkeleri ile özdeşleşmiştir. 20. yüzyılda da mimarlar, geleneksel Çin mimarisi ve modern mimariyi iç içe katarak birçok görkemli binaya imza atmışlardır.

TASARIMIN GÖZ ALICI ANLAMLARI
Çin mimarisindeki en önemli özelliklerden biri, dengeyi simgeleyen artikülasyon ve iki taraflı simetriye yapılan vurgudur. Bu özellik saraylardan, mütevazı çiftlik evlerine kadar birçok yapıda görülür. Binaların aksine Çin bahçeleri genelde karşımıza asimetrik olarak çıkarlar. Bahçenin kompozisyonunun altında yatan temel ilke ise kalıcı bir akış yaratmaktır. En önemli özellik ahşap çerçevenin kullanılmasıdır. Mimari eseri daha güzel ve çekici hale getirmek için duvar çizimleri ve oymalar eklenmiştir. Ahşap direkler, kirişler ve lentolar bir binanın çerçevesini oluşturur. Bu ahşap iskeletli yapılarda taşıyıcı görevi direk ve kirişler üstlenirken duvarlar çoğunlukla mekanları ayırır; bu özellik yalnızca Çin’e özgü değildir. Hatta bunun hakkında ünlü bir deyiş bulunur.
‘‘Çin evlerinin duvarları çökse bile ev ayakta kalır.’’

Tahta kullanımı nedeniyle Çin uzun süre canlı kalacak yeni bir boyama metodu geliştirmek zorunda kalmıştır. Renkli sır çatılar, zarif aplike tasarımlı pencereler ve ahşap sütunlardaki güzel çiçek desenleri, ustaların el sanatlarının yüksek seviyesini ve zengin hayal gücünü yansıtmaktadır.

Geleneksel Çin bahçesinin tasarımı, evin kendisinden farklı olarak, doğa ile aynı anda var olan, ancak doğadan ayrı olan insan modelinin bir sembolü olarak "Doğa ve İnsan Bir Arada" ideolojisine dayanmaktadır. Dolayısıyla bahçedeki düzen, ancak insanların doğa ile çevrelendiğini ve onunla uyumlu olduğunu hissedecekleri kadar esnek olabilir. Bahçenin iki temel unsuru tepe taşları ve sudur. Tepe taşları ölümsüzlük arayışı anlamına gelir ve su, boşluk ile varlığı temsil eder. Su ile dağ, yin-yang düşüncesi içinde birbirini tamamlayan ögeler olarak yorumlanır. Birbirlerine bağlıdırlar ve birlikte doğayı tamamlarlar.
Eski Çin'de çok yüksek ve büyük binaların göz zevkini bozduğu kabul edilirdi. Bu nedenle de yapılmaktan kaçınılırdı. Çin mimarisi, ziyaretçileri ağırlığıyla etkilemek için binaların genişliğinin görsel etkisini vurgular. Bu yatay vurgu, bütün Çin yapılarının alçak olduğu anlamına gelmez; pagodalar gibi yüksek yapılar da vardır.
Çin toprakları üzerindeki her azınlığın ve her bölgenin kendine özgü mimarileri bulunur. Fakat genellikle hepsinin ana temelleri yukarıda bahsettiğimiz anlayışlara bağlıdır.
• ÇATI VE İNEK = HAPİSHANE ?
Çince karakterlerde çatı biçimli 宀 bileşenine sık rastlanır. Örneğin 家 (ev, aile) karakterinde çatının altında 豕 (domuz) bileşeni bulunur; bu, modern 猪 karakteriyle aynı biçim değildir. 牢 karakteri kapalı bir ağılı, daha sonra da hapishaneyi ifade eder. 宫 ise saray anlamında kullanılır. 安 karakterinde çatı ile kadın (女) bileşenleri bir aradadır. Bu şekilleri hatırlamak için anlatılan küçük öyküler yararlı olabilir, fakat her birini kesin tarihsel köken açıklaması saymamak gerekir.
