Simya veya bir diğer adıyla alşimi (Çince: 炼金术), insanlık tarihini uzun süre meşgul etmiş önemli bir uğraşıdır. Önemli olmasının başlıca sebeplerinden biri kimya biliminin doğuşuna önayak olmasıdır. Simya kelimesi sözlükte “elementleri altına çevirmek isteyen, bununla uğraşırken kimi metallerin bulunmasına yol açtığı için kimya biliminin ilerlemesine katkıda bulunmuş olan eski bir uğraş alanı” olarak yer alır. Alşimistler değersiz metalleri altına çevirmenin yanı sıra “ölümsüzlük iksiri” gibi daha ruhani konular hakkında da çalışmalar yapmışlardır.

Simya ile ilk olarak Mezopotamya, Antik Mısır, İran, Hindistan ve Çin'de uğraşıldığını biliyoruz. Ancak Çin simyasının bazı geleneklerinde, önce insan yaşamını uzatma, ardından da ölümsüzlüğü bulma fikri ön plandaydı. Bitkisel ilaçlar ve çeşitli spiritüel uygulamalarla yaşam iksiri elde etmek hedeflenmekteydi.
Bir diğer ilginç konu ise madenlerden doğal yolla çıkarılan altından ziyade, simya sonucu elde edilen altının kıymetinin daha fazla olacağı yönündeydi çünkü altının bir karışım sonucu elde edilmesinin yanı sıra tinsel işlemlerden de geçmiş olacağı ve bu nedenle de daha fazla kutsiyete sahip olacağı düşünülmekteydi.
Simya, Çin düşüncesinin çok iyi tanıdığı mikrokozmos ile makrokozmos arasındaki geleneksel eşleştirmeyi benimser. Evrensel beşli wuxing (su, ateş, odun, metal, toprak) insan bedenindeki organlarla bağdaştırılır: Kalbin esası ateştir, karaciğerinki odun, akciğerinki metal, böbreklerin esası su, midenin esası topraktır.
Simya ve Taoizm

Taoist düşüncenin başlıca isimlerinden sayılan Laozi’nin hayatı hakkında kesin bilgiler sınırlıdır. Taoizm de tek bir kişinin kurduğu değişmez bir öğreti olmaktan çok, zaman içinde gelişen farklı düşünce ve uygulama geleneklerini kapsar.
Taoist geleneklerde uzun yaşam ve doğayla uyum arayışı önemli yer tutar. Wuwei kavramını hiçbir iş yapmamak diye anlamak yerine, zorlamadan ve koşullara uygun davranmak olarak düşünmek daha yerinde olur.
Çin simyasında dış simya, çeşitli maddelerden iksir hazırlamaya; iç simya ise beden, nefes ve zihne yönelik uygulamalara odaklanır. Bunlar farklı dönemlerde Taoist geleneklerle iç içe gelişmiştir. Ölümsüzlük için hazırlanan bazı iksirler cıva gibi zehirli maddeler içeriyordu.
Barutun İcadı
Spiritüel öğretiler ve düşünceler bir yana bir de simyanın maddesel alanında etkileri göreceli olarak yıkıcı, tarihin seyrini değiştirebilecek ancak en başında bir çeşit eğlence aracı olan bir icat karşımıza çıkıyor: Barut.
Barutun gelişimi Çin’deki simya çalışmalarıyla ilişkilidir. Tang dönemindeki yanıcı karışımlara ilişkin kayıtları, Song dönemindeki daha açık tarifler izler.
1044 tarihli Wujing Zongyao, barut formüllerini kaydeden önemli askeri metinlerden biridir. Ge Hong’u MS 300’de kullanılabilir barutu icat eden kişi olarak göstermek için yeterli dayanak yoktur.
Barut, Çin’de havai fişeklerin yanında askeri amaçlarla da kullanıldı. Daha sonra başka bölgelere yayılması, silahların ve savaş yöntemlerinin değişmesinde önemli rol oynadı.
