Pangu(盤古), Çin yaratılış mitolojisinde önde gelen bir figürdür. Bugüne kadar süregelen, Zhuang etnik grubunun Pangu'nun göğü ve yeri yaratmasını anlatan geleneksel bir şarkısı gibi pek çok şarkı ve hikaye vardır. Pangu mitinin kaynağı epey tartışmalıdır. Birçok kişi mitin 3. yüzyılda yaşayan Çinli yazar Xu Zheng(徐整)’ın ilk defa kaleme alması ile çıktığına inanır; bazılarıysa Güney Çin’deki Miao ya da Yao etnik gruplarının mitolojilerinde ortaya çıktığını ileri sürer. Kimi araştırmacılar ise mitin, antik Hint mitolojisine olan benzerliği sebebiyle kökeninin Hindistan olduğunu iddia eder.

Pangu Miti
Başlangıçta evrende kaos dışında hiçbir şey yoktur. Cennet(gökyüzü) ve dünya iç içedir – büyük siyah bir yumurta analojisi olarak da sıklıkla kullanılır. Pangu, bu yumurtanın içinde doğar ve 18.000 yıl boyunca burada uyur. Bu süre zarfında Yin ve Yang(阴阳), o büyürken dengelenir. Pangu, uyandığı zaman içinde tutsak kaldığını fark eder. Yumurtayı kırar ve ikiye böler, böylelikle Yin ve Yang’i ayırır. Kabuğun üst kısmı üzerimizdeki cennet(gökyüzü) olurken alt kısmı yeryüzü olur. Pangu, ikiye ayırdığı yumurtanın tekrar kapanmasından ve içeride hapsolmaktan çok korkar. Ayaklarıyla alt kabuğu, kolları ile üst kabuğu ayrı tutarken, Pangu da uzar ve genişler. Efsaneye göre Pangu’nun boyu, dolayısıyla cennet(gökyüzü) ve yeryüzü arasındaki mesafe her gün biraz daha artar.
Bu noktada anlatılar değişir. Bazı versiyonlarda kaplumbağa, qilin, fenghuang ve ejderha Pangu’ya yardım eder. Qilin bir kaplumbağa değil, kendine özgü bir mitolojik yaratıktır.
18.000 yıl sonra Pangu ölür. Bedeni, dünyanın çeşitli yerlerini, vücudundaki parazitler ise insanları oluşturur. Bir başka hikaye, Pangu’nun dünyayı bir keski ve çekiç ile şekillendirdiğini iddia ederken bir başka hikayede ise Pangu, insanoğlunu bir tanrı gibi yoktan yaratmıştır.

Bu mite göre Pangu, göğü ve yeryüzünü birbirinden ayıran ilk varlıktır. Genellikle kıllarla, postla veya yapraklarla örtülü, elinde balta, çekiç ya da keski taşıyan bir figür olarak tasvir edilir. Farklı anlatılardaki ayrıntılar değişse de köpek başlı Panhu veya insanı balçıktan yaratan Nüwa gibi başka mitolojik figürlerle karıştırılmamalıdır.
Hikayenin bir başka ilginç yanı ise anlaşılması daha zor. Pangu yaratılış hikayesinin bazı versiyonlarında Pangu'nun mitolojik yaratıklardan yardım aldığı söylenir. Bu yaratıklara kısaca bir göz atalım.
Kaplumbağa: Çinliler, bu hayvanı yaratılış mitlerinde kullanan ilk şahıslar değillerdi; dünyadaki çeşitli mitler, yaratılış ya da diğerleri, kaplumbağayı gücü ve ölümsüzlüğünden mütevellit hikayelere dahil eder.
Kirin(The Qilin): Kirin’in Asya mitolojisine özgü olmasına rağmen, ejderha simasında bir yaratık olduğu söylenir. Elbette ejderhalar, bilgeliğin hakimi ve gücün sembolü olarak Asya mitolojisinin merkezindedir.
Fenghuang: Türkçeye çoğu zaman anka kuşu diye çevrilse de Çin’deki fenghuang, küllerinden doğan Batılı phoenix anlatısıyla aynı figür değildir. Erdem ve uyumla ilişkilendirilir.
Birbirinden binlerce kilometre mesafede bu kadar çok kültürün böylesine benzer olayları nasıl anlattığı ve nasıl aynı sembolojiyi kullandıkları yüzyıllardır devam eden bir soru işaretidir.
