Çin’de şehir seçmek, biraz da nasıl bir yolculuk yapmak istediğinize karar vermek demek. Bahçelerde ve eski sokaklarda zaman geçirmekle dağ yollarında yürümek aynı hazırlığı gerektirmiyor. Bu yazıdaki beş şehir, farklı beklentilere cevap veriyor: Suzhou ve Hangzhou suyla kurdukları ilişkiyle, Zhangjiajie dağ manzaralarıyla, Chengdu yemek ve çay kültürüyle, Xiamen ise kıyı ve liman geçmişiyle öne çıkıyor.
1- Suzhou (苏州): Bahçeler ve Kanallar

Jiangsu’nun güneyindeki Suzhou, Şangay’a yakınlığı nedeniyle aynı yolculuk içinde ziyaret edilebiliyor. Şehrin klasik bahçelerinden dokuzu UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Bu bahçelerde kayalar, su, bitkiler ve yapılar, sınırlı bir alan içinde farklı manzaralar oluşturacak şekilde yerleştirilmiş. Bir koridordan veya pencereden bakarken görülen sahne, birkaç adım sonra değişebiliyor.
Mütevazı Yöneticinin Bahçesi ve Ağların Ustasının Bahçesi, bu tasarım anlayışını görmek için tanınmış örnekler. Bahçe ziyaretini bir isim listesini tamamlamak gibi düşünmek yerine, bir veya iki yere zaman ayırmak daha çok ayrıntı görmeyi sağlar. Kayaların yerleşimi, su yüzeyindeki yansıma ve yapıların görüşü nasıl çerçevelediği, bahçenin nasıl kurulduğunu anlamaya yardımcı olur.
Kanalların çevresindeki sokaklar ise bahçelerden çıkınca şehrin başka bir yüzünü gösterir. Suzhou aynı zamanda büyük ve modern bir kenttir; tarihi mahalleleri, bütün şehrin değişmeden kalmış görüntüsü gibi düşünmemek gerekir.
2- Hangzhou (杭州): Batı Gölü Çevresinde

Zhejiang’ın başkenti Hangzhou, Güney Song döneminde imparatorluğun başkentiydi. Bugün en tanınmış yeri Batı Gölü, yani Xihu. Göl çevresindeki set yolları, köprüler, bahçeler ve yapılar, doğayla insan müdahalesinin birlikte oluşturduğu bir manzara sunuyor. UNESCO’nun 2011’de listeye aldığı alan da bu kültürel peyzajı kapsıyor.
Batı Gölü’nü tek bir seyir noktasından görmek yerine, kıyı boyunca farklı bölümlerde yürümek manzaranın nasıl değiştiğini fark ettirir. Suya açılan görüşler, ağaçların arasından görünen yapılar ve karşı kıyının silueti farklı saatlerde başka bir görünüm kazanır. Bütün çevreyi hızla dolaşmak yerine seçilmiş bir kesime zaman ayırmak daha rahat bir program oluşturabilir.
Suzhou ile Hangzhou için söylenen “上有天堂,下有苏杭” (Shàng yǒu tiāntáng, xià yǒu Sū Háng), “Yukarıda cennet, aşağıda Suzhou ve Hangzhou var” anlamına gelir. Bu eski övgü, iki şehrin bahçe ve su manzaralarının kültürel hafızadaki yerini anlatır.
3- Zhangjiajie (张家界): Kaya Sütunları Arasında

Hunan’ın kuzeybatısındaki Zhangjiajie, özellikle Wulingyuan’ın dar ve yüksek kumtaşı sütunlarıyla tanınıyor. 1992’de UNESCO listesine alınan alanda zirvelerin arasında vadiler, akarsular, mağaralar ve doğal köprüler de bulunuyor. Manzara, yalnızca uzaktan görülen dağ sıralarından değil, aralarındaki derin boşluklardan da oluşuyor.
Burada şehir merkezini gezmekle doğal alanlara gitmek ayrı planlar gerektiriyor. Wulingyuan, Tianmen Dağı ve Büyük Kanyon’daki cam köprü aynı yer değil. Hepsini tek bir günün durakları gibi sıralamak yerine ulaşımı, yürüyüş süresini ve hava koşullarını hesaba katmak gerekiyor. Sis kaya sütunlarının görünümünü değiştirebilir; yoğun olduğunda uzak manzarayı tamamen kapatabilir.
4- Chengdu (成都): Pandaların Ötesinde

Sichuan’ın başkenti Chengdu, dev pandaları görmek isteyenlerin sık tercih ettiği bir şehir. Ancak bir geziyi yalnızca panda ziyaretine ayırmak, şehrin yemek ve çay kültürünü kaçırmak olur. Chengdu, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında 2010’da katıldı. Sichuan mutfağındaki acı ve uyuşturan tatlar tanınmış olsa da mutfak bunlarla sınırlı değil; farklı malzemeler ve pişirme biçimleri geniş bir çeşitlilik oluşturuyor.
Çayevleri, şehirde kısa bir moladan daha uzun zaman geçirilebilen yerler arasında. Renmin Parkı çevresindeki çay kültürü, geziye durup oturacak zaman da eklemek için bir neden. Sichuan havzası için kullanılan “天府之国” (Tiānfǔ zhī guó), kabaca “bolluk ülkesi” anlamını taşır; bölgenin tarımsal zenginliğiyle ilişkilendirilen bir ifadedir.
5- Xiamen (厦门): Kıyı Şehri ve Liman Geçmişi

Fujian’daki Xiamen, deniz kıyısındaki konumu ve karşısındaki Gulangyu adasıyla tanınıyor. UNESCO kayıtlarında Kulangsu adıyla geçen ada, 19. ve 20. yüzyıllardaki uluslararası ilişkilerin mimaride bıraktığı izleri taşır. Farklı yapı geleneklerinin yan yana gelişi, burayı yalnızca manzara için gidilen bir ada olmaktan çıkarıyor.
Xiamen’de kıyı yürüyüşünü, adadaki sokak ve yapı gezisiyle birleştirmek mümkün. Ancak ada ulaşımını ayrıca planlamak gerekiyor. Nanputuo Tapınağı gibi başka duraklar da şehrin dini ve kültürel hayatını tanımaya yardımcı olabilir. Burada zaman ayırmaya değer olan, yalnızca denize bakan bir nokta bulmak değil, liman kentinin farklı dönemlerde nasıl şekillendiğini sokaklarda izlemek.
